Archive for Ocak, 2010

29
Oca

DNA’daki Mucize Tasarım

Tam 50 yıl önce, Şubat 1953′de, Francis Crick ve James Watson isimli araştırmacılar, yakın bilim tarihinin en büyük keşiflerinden birini gerçekleştirdiler. DNA’nın ikili sarmal yapısını gün ışığına çıkaran bu keşif, canlılığın kusursuz bir şekilde yaratıldığını ortaya koydu. DNA’nın, bilim adamlarını hayran bırakan yapısı ve işlevleri, Yüce Allah’ın sınırsız kudretini göstermektedir. Bir pirinç tanesi üzerine en çok ne kadar yazı yazabilirsiniz? Belki birkaç harf, belki de bir iki kelime… Peki, pirinçten defalarca küçük bir hücrede ciltler dolusu yazı bulunduğunu biliyor musunuz? Evet, insan hücresinin çekirdeğindeki tek bir molekülde tam 1 milyon sayfa yazı yazılıdır. İnsanın anne karnındaki ve doğumundan sonraki gelişmelerin hepsi önceden belirlenmiş bir program çerçevesinde düzenlenir. Allah, biz daha anne karnında yeni döllenmiş bir yumurta hücresi ... Devamini Oku

29
Oca

Denizyıldızı ve Yeni Kamera Lensleri

Doğadaki üstün tasarım, bir kez daha teknolojiye ilham kaynağı oluyor Denizyıldızındaki mikrolens sistemi, dijital teknoloji geliştirme çalışmalarında kullanılıyor. Eğer bu küçük canlıdaki lens tasarımı benzer bir şekilde taklit edilebilirse, çok daha kaliteli kameralar üretilebilecek. Ophiocoma wendti türündeki denizyıldızı, bir disk şeklindeki gövdesine tutturulmuş 5 kola sahip. Bu kollar sayesinde denizin tabanında rahat bir şekilde hareket edebiliyor. Bu organlar canlıya hareket sağlamanın yanı sıra mükemmel bir görme organı olarak da hizmet ediyor. Bu kollar mikrolens dizili bir yüzeye sahipler. Çok sayıdaki lens dört bir yanda olup biten herşeyi görmesini sağlıyor. ABD’de bulunan Bell laboratuvarı araştırmacıları yeni iletişim ve görüntüleme cihazları geliştirmek için şimdi bu canlının vücuduna yayılmış lens sistemini inceliyorlar. Denizyıldızındaki bu tasarım bilim adamlarını fazlas... Devamini Oku

29
Oca

Deniz Altı Bitkilerinde Polenleşme Yöntemi ile Üreme

Polenle üreme yöntemi, bilinenin aksine, sadece kara bitkilerine özgü bir yöntem değildir. Deniz bitkilerinde de bu yöntemle üreyen türler vardır. İlk olarak 1787 yılında İtalyan botanikçi Filippo Cavollini, açık denizde yaşayan ve polenleşme yöntemi ile üreyen “Zostera” isimli bitkiyi keşfetmiştir. Polenleşme yönteminin sadece kara bitkilerine özgü olduğunun zannedilmesinin nedeni; su ile temas eden kara bitkilerinin polenlerinin, yarılarak işe yaramaz hale gelmeleriydi. Suda polenleşme yöntemiyle üreyen bitkiler üzerinde yapılan incelemeler, bu konunun evrim teorisinin içinden çıkamadığı problemlerden bir yenisi olduğunu göstermiştir. Polenleri suyla taşınan bitkilere 11 farklı familyada 31 cins olarak Kuzey İsveç’ten, Güney Arjantin’e, deniz seviyesinin 40 m altından, 4800 m yüksekte And Dağlarındaki Titicaca Gölü’ne kadar pek çok farklı yerde rastlanılır. Ekolojik yönden bakı... Devamini Oku